GündemSon Dakika

Hisarcıklıoğlu: Dünyayı doyuran kimse, lider ülke de odur

TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, Mersin Büyükşehir Belediyesi, Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO), Akdeniz İhracatçı Birlikleri, Türkiye Ziraat Odaları Birliği ve Türkiye Ziraat Mühendisleri Odası işbirliğinde düzenlenen ‘Türkiye Tarım Politikaları ve Geleceği’ konferansına katıldı.

Moderatörlüğünü Ali Ekber Yıldırım’ın gerçekleştirdiği konferansta İzmir Büyükşehir Belediyesi eski Başkanı Aziz Kocaoğlu, Tire Süt Kooperatifi Başkanı Mahmut Eskiyörük, Türkiye Tohumcular Birliği Başkanı Savaş Akcan ile üretici Mehmet Yaltır konuşmacı olarak yer aldı.

Konferansta söz alan TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu, dünya nüfusuyla beraber Türkiye’nin de her yıl nüfusunun arttığını belirtti. Her nüfusun tarımla, hayvancılıkla ilişkisi bulunduğunu özetleyen Hisarcıklıoğlu, “Karnı doymadan insanı yaşatamazsınız. Dünyada orta sınıf sürekli büyüyor. Orta sınıf en çok tüketen ve harcayan kesim. Tarım ürünlerine en çok onlar harcar. Her yıl dünya nüfusuna 2 Türkiye nüfusu kadar orta sınıfa katılıyor. Çevre coğrafyamızda 2 milyar kişi yaşıyor. Bunların 500 milyar dolar gıda, tarım ve hayvancılık ürünü ithal ediyor. Sonuçta elimizde müthiş imkan var. Tüm bu coğrafyayı biz doyurabiliriz. Hem para, hem de bu coğrafyada müthiş stratejik güç kazanır. Dünyayı doyuran kimse, lider ülke de odur, bunu unutmayın” dedi.

‘TARIMSIZ ÜLKE, BALKONSUZ EV’​

Tarımsız ülkeleri balkonsuz eve benzeten Hisarcıkloğlu, “Gelecekte hangi sektöre yatırım yapalım diye sorduklarında, tarım ve hayvancılık diyorum. Dünyanın geleceği de burada. Bu nedenle tarımı ihmal edebilme şansımız yok. Dünyada da müthiş teknolojik devrim tarımda da ulaşmış durumda. Eti ikame edebilecek ürünler gelişiyor. Tavuk, koyun ve dana. Ne isterseniz, onun yerine geçebilecek ürünler var. Bunlardan birisi Hindistan, temiz et teknolojisini geliştirecek bir araştırma enstitüsü kurdu. Hayvansal hücrelerden temiz et üretimini amaçlıyordu. Yapısal çözümler, dünya böyle çalışıyor. Hindistan neden temiz ete yöneliyor dersek; çünkü tüketim ve beslenme alışkanlıkları süratle değişen, 1 milyar 300 bin Hintli var. Et ve süt fiyatlarının Hintliler için erişilebilir olması ve tüketimin karşılanması gerekiyor. Yeni teknolojilerle et tüketiminden toprak ihtiyacını yüzde 90, su ihtiyacını yüzde 70 azaltıyorlar. Klasik yönteme göre ‘Teknoloji ile etin yerine gelecek et benzerleri üretince, et için beslenen hayvan sayısının artmasına da gerek kalmayacak’ diyorlar. Ülke olarak bir an önce buna odaklanmalıyız” diye konuştu.

SÖZLEŞMELİ ÜRETİM MODELİ

Türkiye’nin tarımsal hasılada Avrupa’da 1’inci dünyada 7’nci sırada bulunduğunu kaydeden Hisarcıklıoğlu, sözlerini şu şekilde sürdürdü:

“384 milyar dolarlık bitkisel ve hayvansal üretimimiz var. Tarım ve hayvancılık, 18 milyar dolar ihracat, 13 milyar dolar ithalat yapıyor. Dış ticaret fazlası verdiğimiz ender sektörlerden biri. Hammadde ithal ederek, işleyerek, değeri ülkemize kalacak şekilde ihracat yapabiliyoruz. Tarım Orman Şurası öncesi Bakan Bekir Pakdemirli’ye beklentilerimizi paylaştık. Ürettiğini satma modelinden, satacağını üretme modeline geçmemiz gerektiğini ilettik. Tarımda ve hayvancılıkta girdi maliyetlerimizi düşürmek için mutlaka birlikte üretim modeline geçmeliyiz. Sözleşmeli üretim modelini mutlaka yaygınlaştırmalıyız. Atıl duran hazine ve şahıs arazileri kiralanarak üretime kazandırılmalı. Bu işin olmazsa olmazı ölçek ekonomisidir. Çok üreten, çok alan, çok satan olacaksın. Bunu yapamayan ayakta kalamaz. Ya da farklı bir şey üreteceksin.”

KOOPERATİFLEŞME ÇAĞRISI

Tarımda başarıya ulaşmış olmanın yolunun kooperatifleşmeden geçtiğini vurgulayan Hisarcıklıoğlu, şunları söylemiş oldu:

“Ürünün ekiminden nakde dönebildiği sürece uygun şekilde üreticiler için yeni bir finansman modeli lazım. Klasik finansman modeliyle sürme şansı yok. Tarımsal destekler mutlaka ekim zamanından önce belirlenip, mutlaka vaktinde ödenmeli. Birkaç yılı da kapsamalı ki: ona göre plan yapılsın. Sektördeki işgücü ihtiyacını karşılamak için yeni bir sosyal sisteme ihtiyaç var. Hayvancılığın ülkemizin şartlarına göre yeniden tasarlamalıyız. Ege ve Akdeniz’de süt hayvancılığı, İç Anadolu’da besicilik amacıyla organize hayvancılık bölgeleri kurmalıyız. Büyük mesafelerde olan, kendi ektiğiyle kendi hayvanına bakan bir noktada olmalı. Kavgayla sıkıntı çözülmez, birlik ve beraberlikle çözülür. Yeter ki birbirinizi ötekileştirmeyin. 80 milyon kardeşiz, el ele verirsek yapamayacağımız yok. Farklılığımız, zenginliğimiz; bunu kabullenmeliyiz. Ele ele verirsek bu coğrafyada bileğimizi kimse bükemez. Tek isteğimiz rakiplerimizle eşit şartlarda olalım. Reel sektör gerisini halleder.”

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı